Peşin İhracat Bedeli İadesine KKDF Şoku!

Okuyanlar hatırlar, bir önceki köşe yazımda, hazır Meclis tatile girmiş ve Maliye yeni düzenleme yapmıyorken, uygulamada karşılaşılan önemli bazı sorunları kamuoyunun gündemine getirmekte fayda olduğunu belirtmiştim.

Bunlar, yeni düzenleme yapılmasına gerek olmaksızın genellikle küçük bir dokunuşla çözüme kavuşturulabilecek sorunlar. Bu sorunların çözümü için sadece Maliye’nin görüşünü değiştirmesi yeterli!

Bu sorunlu konulardan birisi de, peşin alınan ihracat bedelinin iadesinden KKDF (Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu) alınması ile ilgili!

Peşin ihracat bedelini iade ederken KKDF’ye maruz kalan ihracatçılar tam olarak büyük bir şok yaşıyorlar. Kesilen KKDF’nin, siparişini iptal eden yabancı müşterilere yansıtılıp yansıtılamayacağı konusu ise başka bir muamma!

Konu tam olarak ne ile ilgili?

Yaşanan sorun, peşin ödeme şekline göre tahsilatı yapılan ancak sonraki süreçte herhangi bir nedenle (sipariş iptali vb.) gerçekleştirilemeyip iade edilen ihracat bedeli üzerinden, “bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları kredi” olarak değerlendirilerek KKDF alınması ile ilgili.

Bu konu daha çok ihracat bedeli dövizin peşin tahsil edildiği ihracat şekillerinde görülüyor. Son dönemlerde Dünya’da yaşanan olaylar (Örneğin, savaş, hastalık, sipariş iptali vb.) nedeniyle gerçekleştirilemeyen ihracatlar ve dolayısıyla peşin alınan ihracat bedellerinin iadesi konusu sıkça karşımıza çıkmaya başladı.  Bu durumun bir süre daha artarak devam edeceği hatta 2030 yılında gerçekleşmesi öngörülen Büyük Sıfırlama’ya (Great Reset – Global Reset) kadar süreceği ifade ediliyor.

KKDF nedir?

KKDF, 1984 yılından sonra ihracatın ve yatırımların teşviki amacıyla kurulan ancak oldukça karmaşık bir uygulama alt yapısına sahip olan bir fon. Fonun kuruluş amacı; kalkınma planları ve yıllık programlarda öngörülen hedeflere uygun olarak ihracatı ve yatırımlarda kaynak kullanımını desteklemek yoluyla banka kaynaklarının bu alanlara yönlendirilmesi ve ihtisas kredilerinde kredi maliyetlerinin düşürülmesinin temin edilmesi.

Fon kesintisine tabi tutulan işlemlerin genel özelliği, kapsadığı işlemlerle sınırlı olarak belirlenmiş kredili işlemler sonucunda kişi veya kurumların kredilendirilmesi. Dolayısıyla, Fonun kaynaklarını; yurt içinde kullandırılan tüketici veya ticari krediler ile yurt dışından sağlanan krediler ve ithalatçının kredilendirildiği vadeli ithalat ödeme şekillerine göre yapılan ithalat işlemleri oluşturuyor. Kredili işlemler ise, bankalar ve finansman şirketleri tarafından yurt içi veya yurt dışından kullandırılan krediler ve kredili ithalat işlemlerinden oluşuyor. Kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme gibi ödemesi kredili olarak değerlendirilen ithalat işlemleri, kredili ithalat olarak kabul ediliyor.

KKDF uygulaması halihazırda 12.05.1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararname’de belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde 6 Sıra No.lu Tebliğ’de yer alan açıklamalara göre yürütülüyor.

Hangi işlemlerden fon kesintisi yapılıyor?

KKDF kesintisi,

- Yurt içi bankalar ve finansman şirketlerinden kullanılan tüketici kredileri,

- Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları krediler,

- Vadeli ithalat işlemleri

üzerinden yapılıyor.

Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları krediler Fon kesintisine tabi!

Bankalar ve finansman şirketleri dışında Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından sağladıkları krediler KKDF kesintisi yapılacak işlemler arasında bulunuyor (12.05.1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kararnameye ilişkin KKDF hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğ, Mad. 2).

Türkiye'de yerleşik kişilerin bu şekilde yurt dışından sağladıkları döviz ve altın kredilerinde (fiduciary işlemler hariç);

- ortalama vadesi bir yıla kadar olanlarda %3,

- ortalama vadesi 1 yıl (1 yıl dahil) ile 2 yıl arasında olanlarda %1,

- ortalama vadesi 2 yıl (2 yıl dahil) ile 3 yıl arasında olanlarda %0,5,

- ortalama vadesi 3 yıl (3 yıl dahil) ve üzerinde olanlarda %0 oranında

KKDF kesintisi yapılıyor (2012/4116 sayılı BKK, Mad. 11).

Peki, peşin ihracat bedeli iadesinin KKDF ile ne ilgisi var?

Yukarıda sayılan fon kesintisine tabi olan işlemlere bakıldığında, peşin ihracat bedeli dövizlerin iadesinin KKDF ile bir ilgisinin bulunmadığı sonucuna varılıyor. Ancak, işin aslı pek de öyle değil! Çünkü, Maliye’ye göre durum oldukça farklı, peşin ihracat bedeli dövizlerin iadesinin KKDF kesintisine tabi tutulması gerekiyor. Peki, ama neden?

Maliye, “yurt dışından sağlanan kredi” olarak kabul ediyor!

Maliye, peşin ihracat bedeli dövizin iadesi işlemini, yurt dışından sağlanan kredi olarak kabul ediyor ve fon kesintisine tabi tutuyor. Bu yeni bir görüş değil, çok önceden beri uygulama bu şekilde yürütülüyor.

Nitekim, bu konuda Maliye tarafından verilen bazı görüşlerin özeti şu şekilde:

“3 yıldan önce yurt dışına iade edilen ve karşılığında ihracat gerçekleştirilmeyen peşin dövizler, yurt dışından sağlanan kredi niteliğinde olup, bu dövizlerin Türkiye'ye getirildiği tarihten itibaren iade edildiği tarihe kadar geçen süre için geriye dönük cezalı KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir. Söz konusu dövizlerin 3 yıldan sonra iade edilmesi halinde ise bu tutar üzerinden fon kesintisi yapılmasına gerek bulunmamaktadır.” (GİB’in 23.05.2022 tarihli ve E-70903105-165.01.03[456]-66747 sayılı yazısı).

“3 yıldan önce yurt dışına iade edilen ve karşılığında ihracat gerçekleşmeyen döviz cinsinden alınan peşin ihracat bedelleri, yurt dışından sağlanan döviz kredisi niteliğinde olup, bu bedellerin Türkiye'ye getirildiği tarihten iade edildiği tarihe kadar geçen süre dikkate alınarak KKDF kesintisi yapılması gerekmektedir.” (GİB’in 24.05.2018 tarihli ve 70903105-165.01.03[331]-E.68341 sayılı yazısı).

Maliye’nin bu görüşünü esnettiği durumlar var mı?

Tabi ki var. Maliye, gerekli belgelerle tevsik edilmesi kaydıyla mücbir sebep halinin kanıtlanması halinde, gerçekleştirilemeyen ihracata ilişkin peşin alınan ihracat bedellerinin iadesinde KKDF kesintisi yapılmayacağı görüşünde. Bu konuda verdiği bir özelgenin özeti ise şu şekilde:

“Şirketin kiraz depolama-işletme-paketleme tesisinde çalışan işçilerinde tespit edilen Covid-19 pozitif vakaları sebebiyle Mersin Akdeniz İlçe Sağlık Müdürlüğü Hıfzısıhha Kurulunun 7/7/2020 tarihli - 64080771-149 sayılı Kararı ile söz konusu tesisin kapatılarak mühürlenmiş olması neticesinde gerçekleştirilemeyen ihracata ilişkin peşin alınan ihracat bedellerinin iadesinde, gerekli belgelerle tevsik edilmesi kaydıyla bu durum mücbir sebep olarak değerlendirileceğinden, KKDF kesintisi yapılmasına gerek bulunmamaktadır.” (GİB’in 15.09.2020 tarihli ve 70903105-165.01.03[392]-E.103340 sayılı yazısı).

Peşin alınan ihracat bedellerinin iadesi “kredi” olarak değerlendirilebilir mi?

Peşin ihracat bedellerinin, yurt dışındaki alıcıların siparişlerini iptal etmesi sonucunda iade edilmesinin bazı uç örnekler hariç yurt dışından sağlanan kredi olarak kabul edilmesi lazım. Çünkü, yapılan peşin ödeme tamamen ihracata dönük bir avans ödemesi olup, kredi ile yakından uzaktan bir ilgisi bulunmuyor. Kaldı ki, Maliye’nin, ihracatın mücbir sebep kabul edilen nedenlerle yapılamadığı durumlarda, peşin ödenen ihracat bedellerinin geri iadesinin fon kesintisine tabi tutulmaması gerektiğine ilişkin görüşü de, bu görüşümüzü doğruluyor.

Bize göre, Maliye’nin peşin tahsil edilen ihracat bedelinin, siparişin çeşitli nedenlerle iptal edilmesi halinde ödemeyi yapan yurt dışındaki alıcılara iadesinde, iade edilen tutarı yurt dışı kredi olarak görerek KKDF kesintisi yapılması ile ilgili görüşünü yeniden değerlendirerek, değiştirmesinde fayda var. KKDF kesintisi, Dünya’daki olumsuz gelişmeleri dikkate alarak peşin ihracata yönelen ihracatçıları oldukça zor duruma düşürmeye, yurt dışı müşterilerle ilişkilerini bozmaya başladı.

Mağduriyet yaşamamak için ne yapmalı?

Bu şekilde peşin ihracat kapsamında ihracat yapan firmaların sipariş iptali vb. nedenlerle iade edecekleri peşin ihracat bedellerine ilişkin olarak ileride zor durumda kalmamaları ve mağduriyet yaşamamaları için, KKDF kesintisi konusunda yurt dışı müşterilerini bilgilendirmeleri ve bu gibi durumlarda fon kesintisi yapılacağı hususunda sözleşmelerine ayrıca bir madde koymalarında fayda var!

Bizden uyarması!

 

Kaynak: Dünya Gazetesi

Ventur Gümrük Müşavirliği tarafından derlenmiştir.

E-Mail ile Paylaş

e-mail ile paylaşımınız başarıyla tamamlanmıştır.

Diğer Haberler


AYDINLATMA VE RIZA METNİ

İşbu Aydınlatma ve Rıza Metni, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) uyarınca, VENTUR GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ ve DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ. (“Şirket”) tarafından veri sahiplerinden temin edilen kişisel verilerin ve özel nitelikli kişisel verilerin, işlenmesine ilişkin usul ve esaslara ilişkin olarak işe alım görüşmeleri esnasında veri sahiplerinin aydınlatılması ve aşağıda kapsam ve amaçlarla verilerin işlenmesine ilişkin rızalarının temini amacı ile düzenlenmiştir.

İşbu Aydınlatma ve Rıza Metni’nde kullanılan; “kişisel veri” kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye (Çalışan Adayı’na) ilişkin her türlü bilgiyi, “kişisel verilerin işlenmesi” kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi, “özel nitelikli kişisel veri” kişinin (Çalışan Adayı’nın) ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verilerini, ifade eder.

a) Veri Sorumlusu Hakkında Kişisel verileriniz ve işe alım görüşmeleri esnasında tarafımızla paylaşmış olduğunuz özel nitelikli kişisel veriler kapsamına giren verileriniz, Kanun kapsamında aşağıda belirtilen kapsam ve amaçlar ile Şirket tarafından işlenebilecektir. Kanun kapsamında Şirket veri sorumlusu olarak kabul edilmektedir.

b) Kişisel Verilerinizin İşlenme Amaçları Kişisel verileriniz ve işe alım görüşmeleri esnasında tarafımızla paylaşmış olduğunuz özel nitelikli kişisel veriler kapsamına giren verileriniz, Kanun’un 5 ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin şartlara uygun olarak işlenmektedir. Kişisel verilerinizin ve işe alım görüşmeleri esnasında tarafımızla paylaşmış olduğunuz özel nitelikli kişisel veriler kapsamına giren verilerinizin işlenmesi amaçları tahdidi olmamak üzere: Şirket’in ve/veya grup şirketlerinin, bağlı şirketlerinin insan kaynakları politikalarının ve operasyonlarının yürütülmesi, insan kaynakları politikalarına uygun şekilde açık pozisyonlara uygun personel teminidir.

c) Kişisel Verilerinizin Aktarılması Kişisel verileriniz ve işe alım görüşmeleri esnasında tarafımızla paylaşmış olduğunuz özel nitelikli kişisel veriler kapsamına giren verileriniz, yukarıda b) bendinde belirtilen amaçların gerçekleştirilmesi ile sınırlı olmak üzere, Şirket’in grup şirketlerine, bağlı şirketlerine, hissedarlarına, iş ortaklarına, Kanun’un 8. ve 9. maddelerinde belirtilen şartlara uygun olarak aktarılabilecek ve aktarım yapılan bu kuruluşlar tarafından da verileriniz işlenebilecektir.

d) Kişisel Veri Toplamanın Yöntemi ve Hukuki Sebebi Kişisel verileriniz ve işe alım görüşmeleri esnasında tarafımızla paylaşmış olduğunuz özel nitelikli kişisel veriler kapsamına giren verileriniz, bu formun veri sahibi olarak tarafınızca doldurulması ve/veya Şirketimize herhangi bir kanaldan iş başvurusu yapmanız halinde ilettiğiniz bilgi ve belgeler yoluyla toplanmaktadır. Yukarıda belirtilen hukuki sebeplerle toplanan kişisel verileriniz ve işe alım görüşmeleri esnasında tarafımızla paylaşmış olduğunuz özel nitelikli kişisel veriler kapsamına giren verileriniz, Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında bu Aydınlatma ve Rıza Metni’nin b) ve c)bentlerine tabi olarak işlenebilmekte ve aktarılabilmektedir.

e) Kişisel Veri Sahibinin Kanun’un 11. maddesinde Sayılan Hakları Kanun’un 11. maddesi uyarınca veri sahipleri,
• Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme,
• Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
• Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,
• Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
• Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
• İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
• Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme
haklarına sahiptir.

Kişisel verilerimin ve işe alım görüşmeleri esnasında tarafınızla paylaşmış olduğum, özel nitelikli kişisel veriler kapsamına giren verilerimin işbu Aydınlatma ve Rıza Metni’nin imza tarihinden itibaren 5 (beş) yıl süre ile Şirket tarafından kurulan ortak veri tabanında, Şirket ve/veya Şirket tarafından tayin edilen veri işleyen tarafından tutulabileceğini, işlenebileceğini, kullanılabileceğini, aktarılabileceğini, aktarım yapılan kişi/kurumlar tarafından da işlenebileceğini, veri sahibi olarak haklarım konusunda, Kanun’un 11. maddesi kapsamında eksiksiz bir şekilde bilgilendirilmiş olduğumu kabul, beyan ve taahhüt ederim.